Geçmişten Birkaç Gazete Kupürü

Bir gazete kupürü. Grand Rapids Press, 7 Kasım 1951. Haberin ilk cümlesi “İstanbul Türkiye’den Hayrettin Pakel’in sadece bir eşi var!” Haber Türkiye’deki çokeşli evliliklerin 35 yıl öncesinde yasaklandığını belirtiyor, ancak Hayrettin Pakel Amerika’ya geldiğinden beri kendisine “eşleri” hakkında bu ve benzeri soruların sıkça sorulduğunu söylüyor.

Hayrettin Pakel benim büyükbabam. Kendisini tanıma fırsatım olmadı, ben doğmadan 12 yıl önce hayata veda etmiş. Elektrik yüksek mühendisi. Türkiye’nin telekomünikasyon altyapısını oluşturmak üzere seçilen mühendis ekibiyle birlikte 50’li yılların başında 6 ay Amerika’da kalmış.

İncelediğim gazete kupürlerinde gördüğüm kadarıyla Amerika’ya birşeyler öğrenmeye giden bu ekibin sadece bilgi almaya değil, yeni Türkiye’yi Amerikalılara tanıtmak gibi daha zor ve önemli bir görevleri de olduğunu gördüm. Gazeteciler tarafından sorulan sorular, Türkiye’deki sosyal ve siyasal yapıyı ve günlük yaşantı içinden pek çok konuyu, ince detayları ile sorguluyor. O dönemde Amerikalılar’ın Türkiye’deki “haremler” ve “çokeşlilik” ile ilgili sorularının yanında anlamakta zorlandıkları bir diğer konu ise telekomünikasyon sisteminin devlet tekelinde olması olmuş.

World Cup Final. Deutschland - Argentina, Rio Maracanã, 2014. – View on Path.

World Cup Final. Deutschland - Argentina, Rio Maracanã, 2014. – View on Path.

(Source: Spotify)

Cumhuriyet Gazetesi

Hafta sonu Hasan Cemal’in Cumhuriyeti Çok Sevmiştim kitabını okurken, Hasan Cemal’in Cumhuriyet Gazetesi ile ilk kez tanışmasının benimkine ne kadar benzediğini fark ettim. İlk tanışmasını söyle anlatmış Hasan Cemal;

Nadir Bey’e Cumhuriyet’i ilk kez ne zaman elime aldığımı anlattım. 1950 yılıydı. Altı yaşındaydım. İlkokula yeni başlamıştım… babam akşamları evde okurdu. Bir seferinde annem gazeteyi bana uzatmış ve yeni çıkmaya başlayan bir karikatür bandını göstermişti gülerek. Profesör Nimbüs’tü bu…

Ben de Cumhuriyet gazetesi ile altı-yedi yaşımda okumayı yeni sökmeye başladığım günlerde 1983 yılında tanışmıştım. Steven Spielberg’in E.T.’sinin karikatür bantları yayınlanırdı o zaman Cumhuriyet’te. Annem okuma denemeleri yaptırırdı bana. Bandı takip etmeye ortalarından bir yerden başladığım için gazeteye, ilk bölümleri yeniden yayınlamaları için yazmıştım hayatımın ilk mektubunu.

Tan Oral’ın karikatürlerinin benzerlerini çizmeye çalışır, spor haberlerini Cumhuriyet’ten okurdum. Babam bazı zamanlar gazetenin yayın politikasına sinirlenir ve Cumhuriyet almayı keserdi. Ama kızgınlığı fazla uzun sürmez, en fazla iki hafta sonra tekrar Cumhuriyet alınırdı eve.

Readmill

Severek kullandığım bir servis de yolun sonuna geldi. Readmill. 2011 yılı sonunda kullanmaya başladım. Hatta iPad almama sebep olan en önemli uygulamadır. 1 Temmuz’da internetin arşivinde yok olup gidecek.

Kapanacak uygulamaların export seçeneğini kullanmak hep hüzünlendirir beni. Yıllarca kullanıp oluşturduğun arşiv bir adet uyduruk veritabanı dosyasının içine konur, harici diskin derinliklerindeki bir klasör içinde kimbilir belki ben öldükten sonra bile kimsenin görmeyeceği bir yerlere gömülür.

Readmill okuma günlüğümü bir kitap haline dönüştürerek export etmeme imkan verdi. Orada bir yerlerde kaybolacağına, aradığımda bulabileceğim bir yerlerde dursun istedim. 

Bazen herşey önemsizleşir. Hiçbirşey eskiden verdiği tadı vermez. Geçmişe baktığında hüzünlendiğin günlerin sayısı, umutla bakacağın gelecekteki günlerin sayısını geçtikçe sona yaklaştığın gerçeğini yüzüne çarpar. Günler öylesine yaşanır geçer…

via https://dayone.me/hDTzra