Twitter Facebook Flickr Vimeo Last.fm github

Witcher 3: Blood & Wine Expansion Pack

Blood&Wine

Vampirler bu kadar popüler olmadan önce en sevdiğim korku kahramanlarıydılar. Vampirlere olan özel ilgim taa Commodore 64’de oynadığım CRL adventure oyunu Dracula (ki Bram Stoker’ın romanını esas alır, 3 ayrı bölüm halinde oynanır. 1987 yılında ingilizcemi ilerleten ve gore nedir öğrenmemi sağlayan oyun olmuştur.) isimli oyunla başlamış, Stephen King’in ‘Salem’s Lot romanında zirve yapmıştı.

Vampirler, The Twilight ile başlayan dönemde çoluk-çocuk eğlencesi olmaya başlayınca gözümden düştüler. Witcher 3 Blood & Wine eklenti paketini duyduğum zamana kadar. Çoluk çocuk için sulandırılmamışsert vampirlerin kan ve şarap içtiği gerçek bir expansion…

Oyunda vampirlerin yer aldığını ilgi çeken trailer’ı A Night To Remember ile göstermişti bize CD Projekt. Ancak son anda pek çok vampiri ana oyundan çıkarıp (birkaç boss hariç) expansion içine koymaya karar vermişler gibi geldi bana. Bence daha iyi olmuş. Blood and Wine, kan ve şarabı vampirler ile bir araya getiren ve önceki expansion’a göre daha kapsamlı bir eklenti paketi. Çoluk çocuk eğlencesi olan değil, gerçek vampirler var burada! Kanlı canlı…

Oyunun sonunda Regis ile Geralt’ın gece başlayan sohbetleri gün aydınlanana kadar devam ettiği bölüm özellikle hoşuma gitti. Bütün kavga, dövüş, hengâme sonrasında şarap eşliğinde sakince oturup sohbet etmek, güneş doğarken bile yaşanan huzur ve dinginlik anını sonusuza kadar uzamasını dileyerek bir müddet daha oturmayı istemek…zamanı orada durdurmak belki…

Euro 2016 ve Eski Şampiyonalar

Euro 2016

Hatırladığım ilk büyük futbol turnuvası Fransa’da yapılan 1984 Avrupa Şampiyonası’dır. Yaşım gereği 82 İtalya’yı hatırlamıyorum.

O yıllarda Avrupa’da çok ülke olmaması sebebiyle şampiyona 8 takım ile yapılır, grup maçları sonrasında bunların yarısı elenir, yarı final ve finalle şampiyona sonlandırılırdı. Panini‘nin çıkardığı Euro’84 Sticker Album’u bile satın almıştım, hala özenle saklıyorum bir yerlerde.

Futbol daha zevkliydi o zamanlar, en azından bu kadar sanayileşmemişti herşey. Kaleciler takımları kurtarırlardı bazen. Çocuk aklımla penaltı kurtaran kaleciyi yere göğe koyamazdım o zamanlar. Belçika’nın kalecisi Pfaff, Federal Almanya’nın kalecisi Schumacher mesela. 84 yılında Belçika şike yapmış Fransa’dan 5 gol yemişlerdi o turnuvada. Almanya ise yarı finalde maçı uzatma ve penaltılara bırakmak için uğraşmış, Schumacher penaltıyı bile kurtarmış ama son dakikada yedikleri gol ile turnuvaya veda etmişlerdi.

1986 Meksika Dünya Kupası’nda Almanlar şöyle yaşlı, ilk turda elenirler diyenlere inat Almanları tutmuştum, adamlar finalde favori Arjantin’e karşı maçı 2-0’dan 2-2’ye getirmişler sonrasında 3. golü yiyip dünya ikincisi olmuşlardır. 1988 Avrupa futbol şampiyonasından aklımda kalan Gullit ve Van Basten’dir. 1990 Dünya Kupası’nda Almanlar Arjantin’den bir önceki şampiyonanın rövanşını almıştır ama 86’daki maçın heyecanı ve hırsından uzak keyifsiz ve zevksiz maçtan pek keyif aldığımı hatırlamıyorum. Sonraki yılların şampiyonalarından aklımda kalan pek fazla birşey yoktur maalesef. Belki ilgi alanlarım farklı yönlere kaymıştır bilemiyorum.

Bu senenin Avrupa Futbol Şampiyonası’nda 24 takım vardı. Neredeyse Dünya Kupası’na katılan takım sayısı kadar. Haliyle grup maçları pek keyifli olmadı. Akılda kalacak pek fazla birşeyler olmadı turnuvada. İrlanda kalecsi Randolph müthiş kurtarışlar yaptı Fransa karşısında 2. tur maçında ama Fransa’nın tur atlamasına engel olamadı. Portekiz kalecisi Rui Patricio takımının finale çıkmasına en önemli katkıyı yapmasının yanında final maçında da yaptığı kurtarışlar ile göz doldurdu.

Cristiano_Ronaldo-Butterfly

Cristiano Ronaldo tüm eleştirilere rağmen Şampiyonanın adamı oldu, Michel Platini’nin Avrupa Şampiyonaları’nda attığı 9 gollük rekoru egale etti, final maçında sakatlandı, ağlayarak oyun dışında kaldı ama Fransa’yı kendi evinde uzatmalarda yenen Poretekiz’in kaptanı olarak Avrupa Kupa’sını kaldıran adam oldu.

Death Angel – Lost from the album The Evil Divide

Cahillik Mutluluktur, Huzurdur…

Semih_Poroy-FeKlavye

İstanbul

Topkapı Sarayı'ndan Ayasofya

Invisible Inc. Console Edition

Invisible, Inc. Console Edition

Turn based action oyunları her zaman için fazlasıyla zorlamıştır beni. Taaa 1994’de UFO: Enemy Unknown oynadığım günlerden beri hep maymuna çevirmiştir bu tarz oyunlar beni.

Grafiklerinin stili Counter Spy’a benzediğinden ve oynayabilecek yeni birşeyler arıyor olmamın heyecanı ile satın aldığım Invisible Inc. isimli oyunun konsol conversion’ı maalesef başarılı değil, öncelikle bunu belirtmem gerek. Yazılar, ikonlar o kadar küçük ki ekranın içine girmek lazım neyin ne olduğunu anlamak için. Bununla birlikte isometrik grafiklerde kapıların nerede olduğunu bile bulamadım bazen. (Tamam yaşlanıyorum, kabul.🤔) Geliştiricilerin oyunlarını konsola aktarırken arabirim üzerinde fazlasıyla çalışmaları gerek.(Bunun en güzel örneği Diablo 3 olmuştur.) Sonrasında oyun çok zor, gerçekten çok zor. Vakit, enerji ve harbiden sağlam sinirlere ihtiyaç var.

Şöyle işten gelince 1-2 saat takılıp stres atabileceğim bir oyun arıyorum ben, üzerinde saatlerce uğraşmam, her hamleyi usta bir satranç oyuncusu gibi düşünmem gereken derin oyunlar değil!