Twitter Facebook Flickr Vimeo Last.fm github

Day One 2

DayOne-Header

Çocukluğumdan beri günlük tutarım. 1984 yılında yazmaya başladığım, üzerinde Snoopy resmi olan bir defterim olduğunu hatırlıyorum. Hergün yazmamakla ve bazen çok uzun süreler yazmaya ara veriyor olmamla birlikte her yıl sonunda, hangi ay ne yaptığımı, neler düşündüğümü özetlediğim uzun “yıllık gözden geçirme yazıları” yazmaya çalışırdım. O defter bitene kadar, (1992 başları) yazdığımı hatırlıyorum.

Mobil cihazların gelişimi ile günlük tutma fikri yeniden canlandı bende. Sosyal medyaya yaptığım katkıları(!) otomatik olarak toplayan ve bir sosyal medya günlüğü şeklinde çalışan Momento kullandığım ilk uygulama olmuştu. Sosyal medyadan toplanan entry’lerin yanında yaşadığım ve üzerinde düşündüğüm önemli olayları da ufak notlar halinde kaydediyordum. Bir ara Momento’nun gelişimi durunca ve iPad sürümü geliştirilmeyince 2012 yılı başında Day One’a geçtim.

İlk sürümü 9 Mart 2011’de piyasaya çıkan Day One’ı iPad aldığım zaman 2012 yılı Mart ayında kullanmaya başlamışım.[1] Çok fazla seçeneği olmadığından o sıralar pek beğenmemiş ve Momento ile devam etmeye karar vermiştim. Bununla birlikte Momento olduğu yerde saymaya başladı ve Day One hızla geliştirildi. Özellikle Mayıs 2012’de sık seyahat ettiğim bir dönemde, gittiğim yerlerde kısa notlar almak ve düşündüklerimi not etmek amacıyla Day One kullandım. O zamanlar Day One’da resim ekleme seçeneği bile bulunnmuyordu.

Day_One-2 New Features

Day One 2 baştan sona Sketch, Pixate, Github, HuBoard, Zeplin, Slack, and Xcode faydalanılarak yeniden tasarlanmış ve programlanmış bir uygulama. Uygulamanın belli başlı yeni özellikleri şöyle;

  • Entry konularına göre kategorilere ayırma. Çoklu günlük olarak adlandırılmış bu özellik. Zaten tag’ler ile bu yapılabiliyordu, renklerle ve seçim kutuları ile daha kolay değişiklik imkanı sağlanmış.
  • Entrylere birden fazla fotoğraf ekleme. Kullanışlı bir özellik, Markdown ve Droplr aracılığı ile birden fazla fotoğraf eklemek eskiden de mümkündü, şimdi uygulamanın içine entegre edilen bir özellik olmuş.
  • Yeri, hava durumunu ve bazı diğer özelliklerin (Yürüyüş mesafesi vb.) otomatik eklenmesi ve Multi Markdown desteği. Zaten bu özellikler Day One Classic’de de bulunuyordu. Pek yeni bir özellik gibi durmuyor. iTunes’da dinlediğiniz müziğin aktarılması ise yeni bir özellik.
  • Day One Sync 2.0. Uygulama ile gelen en yeni ve önemli özellik. DropBox ve iCloud sync seçenekleri kaldırılmış durumda, sadece Day One’ın kendi cloud sistemi kullanılarak senkronizasyon sağlanbiliyor. Şifreleme sistemine sahip ve Dropbox ile iCloud’a göre sadece uygulama için geliştirilmiş olması ön planan çıkan servisin, uygulamanın piyasaya çıktığı 4 Şubat günü yaşanan yoğunluk dolayısıyla bir süreliğine kullanılamaz hale geldiğini belirtmekte fayda var.
  • Day One 2 ile eski (şimdi Classic olarak adlandırılan) sürümde kullanılan entrylerin saklanma şekli XML’den SQL veritabanına çevrilmiş durumda. Bu, bir günlük programı için eskiye oranla biraz daha profesyonel ve derli toplu bir yaklaşım bana göre. Veritabanı düzenli olarak yedeklendiğinde veri kayıpları ve dosya karmaşasının eskiye nazaran daha az gerçekleşeceğini düşünüyorum.
  • Girdilerin toplu olarak silinmesi, taşınması, tag’lenmesi gibi seçenekler eklenmiş.
  • Fotoğraf görünümü OS X sürümü için getirilmiş.
  • Harita görünümü iOS sürümü için düzenlenmiş.
  • Hatırlatıcılar sayıca artırılabilecek şekilde ve metinleri değiştirlebilecek şekilde düzenlenebiliyor.
  • Zamandilimi desteği eklenmiş.

Day One 2’nin iOS cihazlar ile Mac versionu arasında, diğer tüm uygulamalarda rastlanabileceği gibi senkronizasyon sorunları yaşanabilir. Day One ilk zamanlarından beri bu işi gerçekten çok iyi kotarmıştı. Sadece geçtiğimiz aylarda yaptıkları bir güncelleme sonrasında bazı entry’lerin fazladan kopyaları oluşmuştu. Bu durum yeni versiona geçtiğinizde biraz başınızı ağrıtabiliyor. Tag’ler ile Journal isimleri arasında bazı karışıklıklar yaşadım, birde üzerine sync server’ları çökünce bir miktar vaktimi bu durumu düzeltmek için harcadım. Şimdilik herşey yolunda ama bu senkronizasyon işinde dikkatli ve tedbirli olmak, sık yedek almak gerekiyor.

iOS’da Notification Center’da kullandığım Day One widget’ını gerçekten seviyordum. Geçen yıldan veya rastgele seçtiği zamandan bir fotoğraf ile entry’lerin sayısını yada kelime sayısını gösteren grafik belki çok işlevsel değil ama keyifliydi. Day One 2’de bu widget maalesef yer almıyor. Yer bildirimi yapıp entry girebileceğiniz bir araç konulmuş onun yerine.🙁

Bir uygulamanın yeni sürümünde yaşanabilecek ufak tefek sorunlar mevcut Day One’da. Mac versionu bazen çökebiliyor, iOS’da ise Motion Activity ve adım sayaçları çalışmıyor. (Belki de ben çalıştıramadım!)

Önceki versionu en sık kullandığım programlardan biri olan Day One 2 önümüzdeki aylarda gelecek güncellemeler ile yine sık kullanacağım programlardan biri olmaya aday.

Day One 2, Mac için 39.99 US$, iOS için 9.99 US$ fiyat etiketi ile satılacak, bununla birlikte içinde bulunduğumuz hafta %50 indirim imkanı bulunuyor.


  1. Bu bilgiyi Day One girdilerime bakarak teyit etmiş bulunmaktayım.  ↩

Witchcraft – Nucleus

Nucleusİsveç kökenli benzer müzik yapan Graveyard ve Kadavar ile birlikte yeni dönem rock müziğin en önemli temsilcilerinden olan, gitar ve vokallerde Magnus Pelander, bas gitarda Tobias Anger, davulda ise Rage Widerberg’den oluşan, stoner rock, psychedelic rock, doom metal gibi geniş spektrumda müzik yapan Witchcraft’ın uzun zamandır beklenen albümü Nucleus geçtiğimiz haftalarda müzik çalarlarımızda yerini aldı.

Çağın en önemli hastalığı tembellik ve üretken olamama durumu ne yazık ki müzik endüstrisinde de kendini gösteriyor. Gençliğimizde yeni gruplar neredeyse her yıl, olmadı arayı fazla uzatmadan iki yılda bir, bir albüm çıkarırlardı piyasaya. Kaliteli albümler olurdu, öyle baştan savma işler yapmazlardı. Witchcraft’a yeni nesil rock grubu diyoruz ama şöyle bir diskografilerine baktığımızda The Alchemist ile Legend arası 5 yıl, Nucleus için ise 4 yıl beklemişiz. Bu uzun bekleme süreleri sonucunda tek tesellimiz albümlerinin belirli bir kalitede olması, albüm çıkarmış olmak için çıkarmamaları.

Yeni albümün ilk single’ı The Outcast, grubun eski tarzlarında devam ettiğini hissettirmişti bize. Lakin tümü dinlendikten sonra tamamı değerlendirildiğinde yeni albümün fazlasıyla orkestral bir yapıya büründüğü görülüyor. Yanlış anlaşılmasın ben şikayetçi değilim ancak ilk kez dinlendiği zaman fazlasıyla ağır geliyor dinleyiciye. Yavaş yavaş alışıyor dinledikçe insan keyfine varmaya başlıyor. Biri 14 dakika diğeri yaklaşık 16 dakika olan 2 mega-uzun şarkı içeriyor albüm. Bu durum ne yazık ki bazı şarkıların çok fazla tekrardan oluşmasıyla sonuçlanmış.

Kaliteli ve sakin rock müzik dinlemek isteyenler için iyi bir albüm Nucleus. Ama Witchcraft’ı ilk kez dinleyecek olanlar biraz sıkıcı bulabilirler albümü. Umarım bir sonraki albümleri için bizi 4 yıl bekletmezler.

My Peanuts Character

Peanuts_Character

Megadeth – Dystopia

Dystopia

Dave Mustaine’in, Megadeth’in ilk tam zamanlı gitaristi Chris Poland’a “Bana gitar çalmayı öğret!” demesinin üzerinden 30 yıla yakın zaman geçti. Chris Poland gibi çok yetenekli bir gitarist Dave’i ciddiye almadı belki ama geçen yıllar içerisinde Dave Mustaine birlikte çalıştığı gitaristlerden çok fazla şey öğrendi. Tüm Megadeth tarihi boyunca tekniği yüksek gitaristler ile çalışmak Dave’in kendini geliştirmesi için kamçılayıcı bir güç olmuştur. Jeff Young birşeyler kattı mı Dave’e bilemem ama Marty Friedman’ın hem Dave’e hem Megadeth’e büyük katkılarıyla Dave’in gitar stilinin zaman içinde olgunlaşmasını izlemek müziğinin gelişimini takip edebilenler için çok keyifli olmuştur.

Glen Drover ve Chris Broderick sonrasında 15. stüdyo albümü Dystopia’yı 22 Ocak günü çıkaran Megadeth’in yeni gitaristi Brezilya’lı Angra grubundan 44 yaşındaki Kiko Loureiro’nun Dave’den öğreneceği birşeyler vardır muhakkak. Yeni albüme katkısının sadece gitar çalmakla değil bestelerde de olduğu görülen Kiko’nun, yaşlandıkça olgunlaşan Megadeth’in kurucusu ‘General’ lakaplı Dave’den, albümün künyesinde bestelerde isminin yazılmış olmasıyla pek çok eski gitaristin uzun yıllar çabalayarak elde ettikleri bir imtiyazı daha ilk albümle kopardığı da görülüyor.

2015 yılının ikinci yarısından itibaren eski ‘baba’ grupların yeni albümlerini dinleme fırsatı elde ettik. Iron Maiden ve Slayer sonrasında Megadeth’in yeni albümü Dystopia’yı, grubun 2000’li yılların başında yaşadığı dağılma süreci sonrasında çıkardığı en iyi albüm olarak görüyorum. Son 5–6 albümü ile kıyasladığımızda müzikalite olarak albümün kendini belirgin şekilde diğerlerinden ön plana çıkardığı görülüyor. Albüme Dave’in uzun yıllardır geliştirdiği gitar tekniğinin kontrollü bir zirvesi olarak bakmak lazım.

Albüm için kaydedilen 15 şarkının 11’i tüm sürümlerde ortak olarak yer alırken geri kalan 4 şarkı ülkelere ve ortama göre dinleyiciye ulaştırılmış. Japonya versionunda Me Hate You, Spotify versionunda Budgie cover’ı Melt The Ice Away bonus track olarak yer alırken, iTunes versionunda Look Who’s Talking ve Last Dying Wish ekstra şarkılar olarak yer alıyor.

Fontlar ve tipografi ile ilgili tüm ansiklopedik bilgiler burada yer alıyor. Bu konuda ihtiyaç duyulabilecek hemen hemen tüm bilgilerin yer aldığı muazzam bir kaynak.

…All those moments will be lost in time, like tears…in…rain. Time to die.

– Roy Batty, Replicant